BURAK TAMDOĞAN İSPANYOLLARIN GÖNLÜNDE TAHT KURDU!

İspanya’nın tele NOVELA Dergisi, İspanyol kanallarında yayınlanan “Kara Para Aşk” dizisinin ‘Hüseyin Demir’ karakteriyle dikkatleri çeken ülkemizin usta oyuncularından Burak Tamdoğan’ı kapağına taşıdı!

Yayınlandığı dönem ülkemizde büyük ses getirmesinin ardından, dünyada birçok ülke tarafından satın alınan ‘Kara Para Aşk’, İspanya’da yayın hayatına devam ederken, dizideki rolüyle büyük beğeni toplayan Burak Tamdoğan’ı İspanya’nın popüler tele NOVELA Dergisi, hem kapağına taşıdı hem de iki tam sayfa röportajıyla okuyucularına tanıttı.

Şu sıra TRT’nin sevilen projesi “Elimi Bırakma” ile ekranlara gelen ve yakında Yücel Yolcu’nun yönetmenliğini yaptığı usta oyuncuları bir araya toplayan ‘Kafalar Karışık” sinema filminde konuk oyuncu olarak yer alacak olan Burak Tamdoğan, dergi tarafından kendisine yöneltilen tüm soruları büyük bir içtenlikle yanıtladı.

Oyunculuk, özel hayat, şiir ve öykü kitaplarıyla yazarlık yönü, kendisine ait tiyatrosu ve Cihangir Atölye Sahnesi’ndeki (CAS) eğitmenliği hakkında konuşan Tamdoğan’ın İspanyol okuyuculara verdiği röportajdan kesitler…

– “Kara Para Aşk” hakkında neler söylemek istersiniz?

Kara Para aşk iyi yazılmış bir senaryo, iyi bir ekip ve iyi bir rejiyle birlikte çalışabildiğim ve mutlu olduğum bir işti. İstediğim gibi oyunculuk yapmama ve istediğim gibi karakter yaratmama müsaade etti… İçime sine sine oynadığım az sayıda projeden biridir.

– Karakterin hakkında en çok neyi sevdin? – Hüseyin Demir, hikayedeki en şaşırtıcı karakterlerden biri. Sen de aynı fikirde misiniz?

Birincisi hatalar yapan, derinliği olan bir insan olmasını sevdim. Bu aynı zamanda senaryonun başarısıdır. Hayatta da ne saf iyi ne saf kötü vardır. İnsanı var eden koşulları ve seçenekleridir. Hüseyin koşulları sebebiyle hata yapıp vicdanıyla boğuşur. Hepimiz gibi…

– Hüseyin’in polis memuru olarak yolsuzluğu hakkında ne düşünüyorsunuz? Ülkenizde sık görülen bir durum mu?

Bütün devlet kademelerinde ve tüm dünyada bireylerin yetkilerini kendi çıkarlarına kullandıkları görülmüştür. Bize anlatılan ideal devlet görevlileri çoğunlukla bir ütopyayı anlatır. Yasaların açıkları varsa görülmüştür ki tarih boyunca bireyler bunu çıkarlarına kullanmışlardır; sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada rastlanılabilecek bir durum olduğunu kabul etmek gerekir. Masallara inanmayı tercih etmeyeceksek tabii.

– Yozlaşmış (bozuk) bir polis memuru ya da başka bir yozlaşmış insanı tanıdınız mı? Bunun gibi insanlarla çözümün ne olabileceğini düşünüyorsunuz?

Yozlaşmış sözcüğünü kullanmayı tercih etmem. Çünkü sistemler insan için olmaktan uzaklaştıkça insanın varlık koşullarını zedelerler. Dolayısıyla sistem yozlaşmadan insan yozlaşmaz. Bunun çözümü de sadece bireyde değildir. Sistem bireyin haklarını değişmez yasalarla korumak zorundadır. Demokrasi, ekonomiden eğitime tüm araçlarıyla insan için yapılanmalıdır. Bu yüzden birincil görev devletlere düşmektedir. Devletin toplum için olduğunu, toplum için olmayan sistemlerin gereksiz olduğunu kabul etmek gerekir.

 

– Hüseyin arkadaşın olsaydı ona ne derdin? Ondan olumlu bir şey öğrendin mi?

Hüseyin arkadaşım olmazdı. Ülkemde ve dünyada gördüğüm çaresizliği bir kez daha gördüm Hüseyin’de.

– Sokaktaki insanlar size “Kara para aşk” zamanında ne anlattı? Hüseyin gibi insanlar mı?

İnsanlar Hüseyin’i sevdi çünkü insana benziyordu. Kendi yaptıkları ve yapmak istemedikleri hataları gördükleri için de kızdılar. Gittiğim hiç bir yerde kötü karşılanmadım. Sosyolojik olarak bunun da araştırılması gerektiğini düşünüyorum. (burada gülüyor)

– Çekim zamanı boyunca komik veya şaşırtıcı bir durum oldu mu? 

Çok. İnsanlar izledikleri karakterlerin gerçek olduklarını düşünmekten hoşlanıyorlar. Bir defasında bir kadın gelip “Kocam da sizin meslektaşınız, o da polis.” dedi. Adamla tokalaştık. Bir keresinde de bir adam gelip “Merhaba adaşız benim de adım Hüseyin.” dedi. Ama bence en naif olanı insanların beni çevirip, Hüseyin’in içinde bulunduğu durumdan kurtulması için çözümler önermeleriydi.

– Bu yıl Türk yapımları güçlü bir şekilde İspanyol televizyonuna giriyor. “Fatmagül” geldikten sonra “Kara Para Aşk”. Bunun sebebi ne olabilir? Türkiye’de  çok uluslararası isler mi yapılıyor yoksa İspanyol halkı olarak biz mi yakın buluyoruz?

Kültürel olarak benzediğimizi düşünüyorum. Akdeniz insanıyız hepimiz sonuçta.  Ayrıca sektörel olarak uluslararası pazarlama yeni gelişiyor ve bunun büyük payı var. Diğer sebep de ele alınan konuların evrensel insani sorunları ele alıyor olmasıdır.

– Kendinizi nasıl tanımlarsınız ve hobileriniz nelerdir?

Eğlenmeyi ve eğlendirmeyi severim. Kavgadan gürültüden kalabalıktan hoşlanmam.

Eski kurmalı saatlerden hoşlanırım. Yarı değerli taşlardan (kehribar, ametist vs.) yapılan yüzüklerle ilgilenirim. Fırsat buldukça bisiklete binmeyi severim. Fotoğrafla da amatör olarak ilgileniyorum. Hatta instagram’da kendi resmi hesabım haricinde “buraktamdogan_photography” diye de bir sayfam var. Ayrıca bu sıralar bitki ve ağaçları öğrenmeye çalışıyorum. Alternatif tarih kitaplarına da özel ilgim var.

 

– Aileniz var mı? Çocuklar? Evcil bir insan mısınız?

İki çocuğum var. Boşanmış bir adamım.  Evde çiçek yetiştirmeyi sevmeme rağmen evcil birisi sayılmam. Ama iş dışındaki vaktimin çoğunu evde geçiririm. Çünkü okuyor ve yazıyorum genelde. Gerçi son zamanlarda bu durum da değişti. Kalabalık yerlerde de yazıyorum.

 

– Sıradaki projeleriniz neler?

Şu an TRT 1 kanalında yayınlanan ‘Elimi Bırakma’ dizisinde oynuyorum. Pazar akşamları yayında.  İkinci şiir kitabı ve ikinci öykü kitabımı hazırlıyorum. Bu sene çıkardığım tek kişilik meddah (geleneksel tiyatromuzun bir kolu olan doğaçlama oyun) gösterisi yapıyorum. Bütün kış bu oyunu da oynayacağım tiyatroda. “Kuka” adlı oyun bu sene kurucularından olduğum İstranbulimpro sahnesinde sezon boyu sergilenecek.

Aynı zamanda Cihangir Atölye Sahnesi (CAS) Konservatuvarında da oyunculuk dersleri veriyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir